Bodrum Direnişinden-24 Mart 2017

77

Merhaba arkadaşlarım. Bu defa yazacak fazla şey olmadığını düşünüp başladım yazıya. Ama öyle olmuyor yaşanan kısa bile olsa yazılınca uzun oluyor. İçine duygu ve düşüncelerimi de katınca en az bir saat sürüyor. Uzunluğunu farkedince “merhaba arkadaşlarım”dan” sonraki cümleleri yazıyı bitirdikten sonra ekleme gereği duydum.

Dün sabah yine adliyedeydim. Sekiz günlük para cezalarına itiraz ettim. Huzuru bozmaktan açılan dosyalara takipsizlik kararları veriliyor. Şimdiye kadar altı tane oldu. Antep SES ten Murat BAYDOĞDU Bodrum’ a gelmiş. Aradı buluşmaşıya giderken yolda 20 kişilik renkli flamalar ve şapkalar takan bir grupla karşılaştım. Bi baktım flamalarda ve şapkalarda “Evet” yazıyor. En bilge görünenine “Beni bir gecede hukuksuzca işimden ve öğrencilerimden attılar. Söyleyin bakalım şimdi ben neden evet demeliyim?” Diye sordum. Birisi bimere başvur dedi başvurdum dedim. Diğeri valiliğe başvur dedi. Başvurdum dört ay oldu cevap vermediler dedim. Neden attılar öğrendin mi dedi birisi sordum yazılı olarak ohal döneminde bilgi veremeyiz dediler. Mahkemeye başvurdun mu başvurdum idare ve danıştayı yetkisiz kıldılar dedim. En sonun da biri akşam partiye gel dedi. Atıldığımız hafta velilerim beni partinize getirdi. Onların da elleri bağlı dedim. Söyleyecek bir şey kalmayınca grup yavaşça uzaklaştı. Ellerindeki bildiriden aldım. Okudum. Bildiri tarihi bir belge niteliğinde. Şöyle ki bir ülkeyi mahvederken bile bu duruma güzelleme yapılabileceğinin kanıtı.
Saat 15:00 te Murat İle birlikte meydana çıktık. Murat’ a mademki geldin bu gün kendimi gözaltına aldırmayacağım dedim. Yani yazı yazmadan insanlarla konuşarak anlatacaktım. Okuluma geldik bahçesinde oturduk. Murat a polis in Cumhurbaşkanının fotoğrafını yırttığı gün kalan kağıt parçalarının ve okul bahçe sınırını belirleyen, sökmesi unutulmuş renkli bantı gösterdim. Denize girdiğim yeri de. Henüz atılmamış olan bazı öğretmen arkadaşlarım geçerken yanımıza oturdular. Birer çay aldım. Bir şeyler almaya ben gidiyorum. Arkadaşlarım giderse döndüklerinde beni bulamıyorlar. Sonra Eğitimsen şapkasını taktım. Demek ki kendimi gözaltına aldırmak istedim herhalde. Su şişesine delik açıp yere işimi öğrencilerimi yazdım istiyorum yazamadan geldiler mübarekler. Baktım çaylar da duruyor. Polislere çayımızı içelim sonra konuşuruz. Çaylar da büyük bardak. İzin verdiler. Sordum
-Beni götürecek misiniz?
-Evet
-Suçum ne?
-Şapka takmışsın.
Şapkayı çıkardım. Çantaya koydum.
-Artık götüremezsiniz.
-Yine de götürecez.
Şapkayı tekrar taktım.
-Madem ki götüreceksiniz böyle götürün.
Murat : Bende gelmek istiyorum.
Polis: Büroda yer yok.
Ben: Misafirimdir gelsin yer ayarlarız.
Polis: Olmaz.
Ben: (Murat’ a )Dostum davet edicem ama ev sahibi ben değilim. Sendikaya git sonra buluşuruz.
Şapka ile karakola kadar yürüyerek götürdüler. Yaklaşık 250 metre sivil polisler eşliğinde kafamda eğitimsen şapkasıyla yürüdük. Birer tane daha olsaydı polislere takmalarını söylerdim.
Güvenlik büroda yazman polis. “Lütfen bu gün avukat çağırma çok zaman alıyor” dedi. Seni mi kıracam, bu gün çağırmayacağım ama bundan böyle beni getirmeden önce avukatı çağırın ki beklemesi uzun sürmesin” Dedim. Bu akşam Shidler’ in Listesi Filmini izlemelerini tavsiye ettim. Belki birer Shidler olabilirsiniz dedim. Hastanede doktor psikolojik tedavi isteğimi hemen yazdı. Artık avukat da çağırabiliyorum. Hastaneden çıkınca polisler beni araçları ile bodruma götürmek istediler yine teşekkür edip yürüdüm.
Yürüdüğüm en güzel yol çünkü.
O yolda sendikaya çiçek topluyorum.
O yolda ceza kağıdından yaptığım uçağı
Bir çocuğa hediye ediyorum.
O yolda seviyorum sokak köpeklerini.
Keşke yaşadığım bu hissi sizlere de hissettirebilsem.