Çocukluğumuzun unutamadığımız öğretmenleri olurdu. Okulda başımız sıkıştığında, ne bileyim bir şeyler sormamız gerektiğinde hemen yanına koştuğumuz, bize evlatları gibi bakan, öyle seven, ona anlatır gibi anlatan öğretmenlerimiz. Bana öğretmenlik mesleğinin önemini böyle bir öğretmenimin tavırları öğretmişti. Benim hayatıma yön vermemde önemli bir etkeni olan bir öğretmendi.
Şimdi bir mevsimden fazla bir zamandır Ankara’da birkaç öğretmen, öğrencilerine kavuşmak, onlara yeniden doğruyu öğretmek için direniyor. Sadece öğretmenler de değil aslında, sosyolog, akademisyende var aralarında.
Nuriye Gülmen ile başlayan, Semih Özakça, Acun Karadağ, Mehmet Dersulu, Veli Saçılık ile büyüyen ve ülkenin her yerinde KHK ile atılan insanlarla devam eden bu direnişin en önemli talebi işlerine dönmek!
Tam bir mevsimi geride bırakan, onurlu, haklı bir direniş Ankara Yüksel’de süren!
Tarih, bugünleri elbet yazacak. Elbette, Türkiye tarihinin en karanlık dönemleri olarak 2015 ve sonrasını gösterecek ancak 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan “başarısız” darbe girişimi ve sonrasında iktidarın özellikle devrimci demokrat insanlara yönelik geliştirdiği baskı uygulamaları ve kanun hükmünde kararnameler ile başlattığı siyasi kırım günleri anlatıldığında KHK kıyımlarına en önemli ilk tepki ve direnişin akademisyen Nuriye Gülmen’le başladığını da yazacaktır.

Nuriye Gülmen bir akademisyen olarak, KHK ile işten atılan, uzaklaştırılan neredeyse bütün akademisyenlere ilham olabilecek bir tepki gösterdi. Nuriye Gülmen tek başına, Ankara Yüksel Caddesinde devletin politikalarının yanlışlığını haykırdı. “Anne Bak Kral Çıplak” hikayesinde ki çocuk gibi, herkes ya susar ya da geri dönüşler yaşarken, bütün haklılığı ile gerçeği haykırdı.
Bir çığlık, başka bir çığlığı getirir beraberinde!
Bir ses, başka bir sesi doğurur!
Bir isyan, temelleri varsa eğer, dalga dalga büyür, halklaşır, insanların kabulünü sağlar. Nuriye hocanın başlattığı ve Semih Özakça, Acun Karlıdağ, Veli Saçılık, Mehmet Dersulu ile büyüyen direniş Ankara halkının onayını çoktan almış durumda. Direnişi başlattıkları ve devam ettirdikleri İnsan Hakları anıtı önünde yanlarına gelen her insanla ilgilenen, kimseye kötü davranmayan, herkese hitap eden, burada olduklarını anlatan bu insanlardan tek rahatsız olanlar ise devletin kolluk güçleri!
Ankara’nın en güzel yanı haline geldi Yüksel İnsan Hakları anıtı!
Siz hiç direnen ve haklı olan insanlarla sohbet ettiniz mi?
Edin!
Öyle güzel ki sohbetleri, yaklaşımları, tavırları! Sizinle konuşurken, öğretmen olduklarından olsa gerek, bir ders anlatma şeklinde tarzları var ki, insanı kendine yaklaştıranda bu duruşları zaten. Yüksel’de gezen sokak çocuklarının, evsizlerin, yoksulların öğretmenleri olmuşlar artık.
Acun hocanın açlık grevi direnişi için getirilen şekerleri sokak çocukları ile paylaştığı an’ı ömrüm boyunca unutmayacağım. Okulda çocuklarına nasıl davranıyorsa öyle davranıyordu sokak çocuğuna. Şeker verirken yapmaması gerektiği şeyler de söylüyordu.

Semih hocanın genç bir öğrenciyle sohbetinde, kendi direnişlerini anlatmayı bırakıp, çocuğun derslerini sorması, ona yardım edecek şeyler anlatmasını dinlemeliydiniz.
Ya da Nuriye hocanın, açlık grevinde olmasına rağmen her gelen insanla özel olarak ilgilenmesini, onlara direnişlerini anlatmasını dinlemeli, görmelisiniz.
Veli Saçılık’ın, Mehmet Dersulu’nun insanlara bıkmadan, usanmadan direnişlerini anlatmasını da görmeli, Esra Özakça’nın açlık grevindeki eşi Semih’e olan bakışına denk gelmeli, onlarla sohbet etmelisiniz.
Ankara Yüksel direnişi, insan olmanın, haklı olmanın bütün güzelliklerini içine barındıran bir direniş. Özellikle bu OHAL sürecinde, bütün yasaklara, gözaltılara, saldırılara, tehditlere rağmen inatla, inançla güzelleşmenin nasıl bir şey olduğunu görmenin adı Ankara Yüksel direnişi…

Bir Ahmet Kaya türküsü gibi aslında yaşanan her şey;
Yerken, içerken, meşk ile kendinden geçerken birileri
Namlunun ucunu görünce sıvışırken birileri
Birileri ölüp, birileri nutuk atarken köşe yazılarında
Kavga etmeden, bir daha tutuklanmadan
Ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum….
Bu yazı yazıldığında direniş 144. Gününde, Nuriye Gülmen hoca ve Semih Özakça öğretmenin açlık grevi direnişi 24. Günündeydi. Yanlarına gidin. Onlarla sohbet edin. Akşamları yakılan ateşin başında türküler söyleyin. Birlikte kahkaha atın. Ellerindeki her şeyi paylaşan bu insanları yalnız bırakmayın. Gidin, onlara dokunun… Sizde yanın….

Kaynak: http://direnisteyiz3.org/bir-ahmet-kaya-turkusuankara-yuksel-direnisi-hayri-tunc/

Foto: İpek Moral
@hayriituncc