DİRENİŞİMİZİN 447 GÜNÜ GÜNCESİ

35

DİRENİŞİMİZİN 447 GÜNÜ GÜNCESİ
BEN UNUTMAYACAĞIM
SEN DE UNUTMA BUGÜNLERİ

Saat 18.00. Sanıyorsunuz ki “işimizi geri istiyoruz” diyeceğiz 3 dakikada gözaltına alınacağız, para cezası kesip gönderecekler. Hiç öyle olmuyor bazen. İşte bugün o bazenli günlerden birini yaşadık. Gözaltı arabasına sürüklenerek bindirildiğimde Nazan’ın çığlıklarını duydum. Ahlaksız bir kadın polis saçlarına asılarak getiriyordu Nazan’ı. İçim parçalandı. Kadının suratındaki kin ve nefret yapılan işkencenin boyutunu anlatıyordu. Nazan’a baktığımda perişan yüzünü gördüm. Nazan’in yapılan işkenceye ses çıkarması daha da çıldırttı onları. Arabaya karga tulumba bindirmek istediklerinde müdahale ettik içeriden, polisleri ittirerek Nazan’ı ellerinden kurtarmaya çalıştık. Arabaya bindiremeyince bizim müdahalemize daha da sinirlendiler. Polislerin ağza alınmayacak küfürlerinden ben de nasibimi aldım. Nazan’ı arabaya bindiremedikleri gibi bizi Selvi abla ve Abidin’i de arabanın içine girip aşağı alacak kadar gözleri dönmüştü. Gözaltı arabasının içindekini indirmenin mantığı ne olabilirdi? Bizi aşağı alıp kimsenin görmediği çevik kuvvetin ablukaya aldığı alanda dövecekleri geldi aklıma. 10- 15 polis bir kadını arabaya bindirememe beceriksizliğinin acısını yine bizden çıkaracaklardı. Aşağı indirip yere yatırdılar. Üzerimize basarak ters kelepçe takmaya uğraştılar. Nefes alamadığımı bağırdığımda nefes alamasan bağıramazsın gibi tamamen insanlık dışı bir mantık yürüttüler. Hırslarından gözü dönmüş bir biçimde her birimizi çuval gibi attılar arabaya. Nasıl olduysa kelepçem gevşedi bileğimin biri çıkınca diğerini de kurtarıp yerden kalkabildim. Bu avantajı arkadaşları yerden kaldırmak ve yardımcı olmak için kullandım. Arkadaşların bilekleri çok kötüydü kısa sürede morarmaya başladı. Hastaneye kadar çok zorlandılar. Hastaneye gelindiğinde bir sürede orada beklettiler. Kapıyı lütfen açıp kelepçeleri kesmeye geldiklerinde ellerindeki alet -lütfen gülmeyin ama- bir maket bıçağıydı. 60 yaşında Selvi ablayı ağlattılar plastik kelepçeyi çıkarmak için. Hiç ders almıyorlar, almayacaklar. Kendilerinden önce ihraç edilip tutuklanan, işkence gören polisleri bilmiyorlar gibi. Onlar da ihtişamlı dönemlerinde başlarına bunlar gelmez sanıyorlardı. Hey gidi hey.

Bitti sanıyorsunuz ama asıl hikaye şimdi başlıyor. Size kapişonlarını çekerek hastanenin arka kapısından kaçan polisleri anlatacağım şimdi. Güvenlik şube polisleri getirdi ya bizi hastaneye, muayene olacağız. Onların gözetimindeyiz. Tabiri caizse onlara emanetiz. Oturduk muayene sırasını bekliyoruz. Bu arada aramızda konuşuyoruz. Polislerin, işkencelerini konuşurken iki kadının bize çirkin çirkin baktığını farkettim. Yanımızdan geçerken konuşmalarımız için bağırdı bi tanesi “düzgün konuş be” Sanane, sen kimsin deyince birden üstümüze yürüyüp “..kerim seni” dedi kadın. Yanlış duymadınız, kadın dedi bunu… Ahlaksız. Bir erkeğin kendisine söylediğinde ahlaksızlık olarak nitelemesi gereken küfrü bana söyledi. Günü gelecek sizi de eğiteceğiz meraklanmayın. Bu iki kadından en edepsizi üzerimize saldırırken güvenlik şube polisleri araya girip kadınları dışarı çıkardılar. Bu arada kadınlara siz polissiniz dediğimde biz vatandaşız dedi. Dedim halktan hiç kimse bu önlükler üstümüzde iken( üzerinde işimi geri istiyorum yazıyor zira) bize bu şekilde saldırmaz dedim. Güvenlik şube polisleri sizin eylem alanınızda da oluyor böyle söyleyenler dedi. İki kez oldu o da sizin kışkırttıklarınızdı dedim. Cevap bile veremedi. Ben emindim polis olduklarından ama bunu kesinleştirmemiz takip ederken oldu. Kadınlar tekrar içeri girdiklerinde kadınlardan şikayetçi olduğumuzu söyledik. Hastane polisinin bunu yapacağını söylediler. Tamam siz tutun biz şikayetçi olacağız, kimlik tespiti yapın dedik. Onların kimlik tespiti yapıp işlem yapacaklarını beklerken kadınların sivil polisler olduklarını anladık. Getirdikleri bir kadının gözaltı muayenesini yaptırdıklarını farkettik. Hala bekliyorken, işlem yapılacağını sanıyorken, farkettik ki kadınlar kapişonlarını çekmişler. Biz güvenlik şube polisleriyle konuşurken de çaktırmadan kaçmışlar. Biraz hızlıca arkalarından gidince hastanenin arka kapısından kaçtıklarını anladık. Suçlarını bildiklerinden güvenlik şube polisleri, hastanenin özel güvenliği ve hastane polisinin organizesi sonucu kaçmışlar. Tabii ki tutanak istedik görevliden. Çoook ilginç şeyler oldu çooook. Mesela özel güvenlik ben tutanak tutmak için burada değilim dedi. Hastane polisi ben henüz görevi devraldım, ben tutanak tutamam dedi. Güvenlik şube biz sizin muayeneniz için buradaydık, muayane bitti, gidiyoruz dedi. Bu tuttu, bu kesti, bu pişirdi, bu yedi biz de hani bize hani bize dedik yani. Sonra biz öfkelendik. Bu olaydan kimse kendini sıyıramaz hepiniz hakkında suç duyurusunda bulunacağız deyince hastane polisi karakolu arayıp akıl danıştı. Neticede karakoldan bir polis getirtmeyi başarabildik. Bizi karakola götürdü. Avukatlarımızın yol göstericiliğinde suç duyurusunda bulunduk.

Bakalım ne olacak? Polisler bir ahlak dersi alabilecekler mi? Bana küfür eden ağzını burnunu dağıtırım diye tehdit eden kadın polisçik ceza alacak mı? Takipsizlik mi verilecek? Yoksa pişkinlik yapıp bizi mi suçlayacaklar? Hep birlikte göreceğiz, takipçisi olacağız.

Bunları yaşarken, sonrasında, karakolda, eve gelirken düşündüm ki direnmekte ne kadar haklıyız. Düşündüm ki bu ülkenin her alanda çıkan çivisini direne direne yerine çakacağız. Böyle bir ülkede bu bozuk çete düzenini değiştirmek için çaba göstermemek, mücadele etmemek mümkün değilmiş. Gerçekliği bilerek diyoruz ki ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK.

ACUN KARADAĞ
Sevgi ve umutla…
Nam-ı Diğer Acun Öğretmen